Arabesk Müziğin Doğuşu

Arabesk kelimesi sanatın bir çok alanında özellikle mimari süslemelerde kullanılmış bir kelime olarak müzik sanatına giriş yapmıştır. Arabesk müziği için Arap müzikleri denilmektedir. Türkiye’de seslendirilen bu türün Arap müziği olarak adlandırılması çok gereksiz ve anlamsız olur.

Arabesk Müzik Kimlerle Başladı

Arabesk müziğin doğuşu Orta Doğuda konser veren arabesk sanatçıları Türk sanatçıları olarak adlandırılmıştır. Örneğin Müslüm Gürses’in Kahire konseriyle ve bir çok orta doğu ülkelerinde Orhan Gencebay’ın Türk müziği sanatçısı olarak adlandırılmasını sağlamıştır. Kurtuluş savaşı sonrasında Cumhuriyetin kurulması gibi bir hayli zorlu dönemlerden geçen ülkemizde farklı kültürler de yavaş yavaş oturmaya başlamıştır. Miras kalan topraklarda hayatı devam ettirme durumuna imkân kalmamış taşı toprağı altın olan batıya göçler başlamıştır. Büyük tarım işleri ise o günün şartlarında ülkenin doğusu feodal yapıda olan köy ağaları tarafından yapılmaktaydı. Köyden kente göçlerde bir çoğu modern hayata adapte olabilmişken ekonomik geliri düşük kişilerde kentin gecekondu adı verilen sınır yerleşimlerini oluşturmuştur. Bu arada kan davaları, kız kaçırma ve namus cinayetleri göçleri etkilemiştir. Şimdi bunları neden anlattığımızı merak ediyorsunuz buradaki amaç arabesk yapının zeminin nasıl ortaya çıktığını anlatmaktır. 90’li yıllarda bu kıyıda kalmış kesime varoş ismi verilmiştir. Özellikle siyasi hayatın pis yüzü bu varoş semtlerinin çocuklarını etkilemekte birçok genç siyasete kurban gitmeye başlamaktadır. Birde işin içine sevda girince arabesk müziğin doğuşu kaçınılmaz olmuştur. 1950 yıllarında Nuri Sesigüzel ile başlayan Orhan Gencebay ile anlam kazanmış daha sonra ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, hakkı bulut Gökhan güney ile yurtiçi ve yurtdışında zirveyi görmüştür. Orhan babanın arabesk müziğin otoritesi dersek abartmamış oluruz.

Arabeskin kelime anlamı Arap tarzı olsa da Arabesk Türkiye de oluşmuştur ve Türk müziğine aittir. Arabesk türündeki müziklerin konusu aşk, ayrılık, umutsuzluk, ezilmişlik gibi konuları işlerler. 1980 yıllarının sonrasında bu sektörün bu zor durumunda Bergen bu türü zirveye çıkarmayı başarmıştır. Günümüzde ise bir çok sanatçının farklı yorumlar ile seslendirmesi ve divalar dan olan yakın zamanda hayatını kaybeden Müslüm Gürses’ten sonra farklı bir yere gelmiştir.

You may also like...

Bir cevap yazın